Burası Surwiwor Surwiwor!!!!!
Benim en çok sevdiğim yarışmadır Surwiwor millet başlar yok efendim onlara yemek weriolar-wersinler genede yarışlar çok zorlu koşullar zor, hem adamlar sporcu farketmez ki say ki maç seğrediosun sonra yok acun sizi hipnotize edio parayı kırıo-kırsın ewet hakedio bunca insanın ilgisini saatlerce çekebilmek bence başarıdır. Yok efendim wakti öldürüosun-bunu söyleyen de az sonra kitaplığından aldığı kitabını okucak ewet yada opera bileti cebinde bana lafını sokup yola rewan olucak...Kitap okumayı çok severim ewlatcığıma en büyük mirasım kitaplarımdır we fakat Surwiwor ayrııı!!!!! Neden mii? Beni en çok çeken konulardan biri insanların içindeki wahşet dürtüsünü konu alıo. (Freud amca herkesin şiddet güdüsü ile doğduğunu söylüo bencede çook doğru) İçinde yaşadığımız toplumda kabul görmek için wahşiliğimizi baskı altına alırız ama bu wahşet ilk fırsatını bulduğu an çıkar gün yüzüne cinayetler, sawaşlar ws. Surwiwor bunu en masumundan çıkarıo ortaya açlık, zor koşullar,özlem insanları hem psikolojik hem fiziksel olarak çökertiyo işte o zaman uygarlığın baskısı ile mi iyi yoksa özleri mi anlaşılır...Ben inanıyorum ki çewremizde iyi gibi görünen ama eline herhangi bir güç geçtiğinde kolayca zorbalaşabilecek henüz kötü olma fırsatı olmamış insanlar war.Bu obsesyonunma en iyi örnek gene bi romandan William Goldingin kaleminden Mina Urganın muzaam çewirisi we bi okadar muazzam son sözü ile Sineklerin Tanrısı. Tamam Golding 2. dünya sawaşını görür, insanların nasıl birbirlerine zarar wererebileceklerini we bu ruh haliyle yazar bu yüzden biraz karanlık gibi gelse de gerçekler bazen acıdır. Bir alegoridir İngizlizlerin Şeytanın Kutsal Kitabında Beelbubda şeytanın ibranicesi Sineklerin Tanrısıdır kitap adını buradan alır. 3.dünya sawaşı kapitalistler we sosyalistler arasında başlamıştır bir grup çocuk uçakla atom bombalarından kaçırılırken hawa saldırısı olur we 6-12 yaş arası çocuklar ıssız bir mercan adasına düşer we dıdıds dıs dıdıs macera başlar. Bu adada ilk başalarda aklı selim Ralph, zeka küpü ama tontiş domuzcuk, iyilik abidesi Simon, ruhunda kötü yanlar ağır basan Jack we aboow bu ne fecur welet şeytan sanki dedirten ( ki Mina Urgnaın son sözünde şeytanı temsil ettiği çıkıcaktır) Roger. Diğer çocuklar çok da kayda değer rolllerde bulunmazlar neyse kitabı burda anlatıp büyüyü bozmayayım. Çocuklar ada da giderek wahşileşir hatta jack ilkel kabilelerde ki insanlar gibi dawranır ritüeller, danslar, boyalar falan başta aw merakı ile kendini belli eder. İlkin bi canlıya kıyamayan çocuk ilk awladığı domuzla dökülen ilk kan damlasıyla saldırganlaşırruhundaki faşist çıkar ortaya demokrasi ile seçilen sağ duyuyu temsil eden Ralphi dewirir, we her faşo gibi kenidinden farklı düşünen ama bunu söylemekten geri durmayan aklı, aydın insanı temsil eden domuzcuğu düşman seçer. Olay bianda homoerectusa dönen ilkeller ile 'uygarlığın baskısı' ile deilde iyiliği, wicdanı, medeniyeti içselleştirmiş homo sapiensin çatışmasına döner. Bu kitap için en ağır eleştiri kahramanların çocuk olmasıdır fakat çocuklar gerçek hayatta da çok acımaz olabiliolar maalesef birbirlerine karşı ki bence karakterlerinin oluşum aşamasında ciddiye alınması gereken dawranışlar. Neyse lafı uzatmanın asıl konudan uzaklaşmaktan başka etkisi yok kitap insanların bi çoğunun saldırganlaşması medeniyetle törpülense de yok olmadığını anlatıyor aslolan iyiliği özümsemiş dürüst en önmlisi huzurlu bireyler yetiştirmek... Çünkü kitapta İsayı da temsil eden sanki onun çarmıha gerilişini hatırlatır gibi hunharca öldürülen Simonunda keşfi gibi gerçekte canawarlar yok hepsi bizlerin içinde..We bence wurucu son her şey bittiğinde kimimiz yaptıklarımızdan utanıcaz we susucaz kimimizinse wicdanı hür olucak!
Oğluşuma not; ben bu kitabı okurken sen portakal ağacında çicekdin ama ben hep bir oğlum olursa Ralph gibi wicdan sahibi olsun istedim, şekilci olma, mantığın tek rehberin olsun...
